|
Ezo, çok küçük
yaşta anne ve babasını kaybeder Çok çocuklu kalabalık akrabalarının
yanında öksüz olarak büyür
Güzelliği sadece kendi köyünde değil, tüm yörede dillere destandır
Ancak Ezo'nun gönlü Ömer'dedir
Asker yolu gözleyen Ezo, hasretliğin son
günlerini saymaktadır artık. Ömer’in teskeresini alıp köye gelmesine,
babalığından kendisini isteyip gelin etmesine sayılı gün kalmıştır. Köyün
en varlıklı adamı Bilal Ağa, Ezo’ya talip olup
zaman zaman zorluklar çıkarsa da vuslata mani
olamaz. Ömer ve Ezo şanlı bir düğünle
evlenirler. Mutluluğun doruğundadır iki genç. Ömer’in baba evinde Demirci
Dinar Baba, Hacer Ana ve Ömer’in kardeşi Cin
Ali ile mutlu mesut bir hayta başlarlar.
Artık onca insan bir tek demirci ocağından nasiplenmeye başlamışlardır.
Ancak Ömer’in, Ezo’yla kurduğu yeni yaşantısına
dair düşleri, idealleri vardır. Sonunda Ezo’yu
da ikna eden Ömer, asker arkadaşı Recep’in iş teklifini kabul eder ve
uzun yol şoförlüğüne başlar.
Önceleri her şey iyi gider, genç çift geçimlerini rahat rahat sağlamaya başlarlar ancak ilerleyen zaman
birçok acı sürpriz getirip koyar önlerine. Ömer’in kullandığı kamyon bir
gün saldırıya uğrar ve Ömer’in ölüm haberi ile yanıp kavrulur bütün köy.
Canı herkesten çok yanan Ezo bir türlü inanmaz
Ömer’inin öldüğüne. Gece gündüz demeden kocasının yolunu gözlemeye devam
eder. İnsanlar delirdi deseler de onun için Ezo,
Ömer’den asla vazgeçmez..
Gün gelir Ezo, yaralı bir kalp ve bir avuç
hatırayla yollara vurur kendini. Artık hem töreye, hem hayata hem de
ayrılık acısına tek başına kafa tutmak zorundadır. Kalbinde ve
hayallerinde yaşattığı Ömer’den güç alır Ezo,
dimdik durur her zorluğa karşı. ‘Hiçbir rüzgara boyun eğmem artık’ diye
düşündüğü bir gün alt üst olur bütün yaşamı; o gün, öldü sanılan Ömer’i,
sevdiği, ömrünü verdiği adamı kanıyla canıyla tekrar karşısında gördüğü
gündür!
|